1 Ekim 2012 Pazartesi

SPASTİK (CEREBRAL PALSY)


                                   (CEREBRAL PALSY) NEDİR? 

Cerebral Palsy (beyin felci),beyin veya beyinciğin doğum öncesi, doğum veya doğum sonrası zarar görmesi sonucu oluşan adalelerde kuvvet azlığı, istemsiz hareketler, motor gelişmede ise geriliktir.

 Hastalığın teşhisi ne kadar erken konursa bırakacağı hasarda o kadar az olur. Erken tedaviye başlanması çocuğun yaşantısını iyi yönde etkiler.Çocuğun beyin yapısı doğumdan sonra 18 aylık dönemde en hızlı gelişini gösterir.Bundan dolayı santral koordinasyon bozukluğu ne kadar erken teşhis edilirse, çocuğa yardımınız o kadar çok olur.


Beyinde motor bölgenin ( kol-bacakların tam kullanımı, yürüme, yemek yeme, merdiven çıkma gibi günlük yaşamı sürdürmeye yarayan hareket yeteneğini sağlayan beyin bölgesi) gelişimi 7-8 yaşlarında tamamlanır. Hamilelik döneminin başlangıcında 7-8 yaşlarına kadar beyinde oluşabilecek herhangi bir problem bu bölgenin fonksiyon bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Ortaya çıkan tablo ise serebral paralizi olarak adlandırılır.




                              SP’nin habercisi olabilecek erken belirtiler :

           1 aylık bebekte ;
  • Sürekli ağlama
  • Emme bozukluğu
  • Israrlı ve sürekli kusma
  • Çevresinden gelen uyarılara cevap vermeme
  • Havale ( Konvülzyon ) 
                    
2 aylık bebekte ;
( yukarıdakilere ek olarak) ;
  • Bulunması gereken reflekslerin kaybı
  • Kaslarda aşırı sertlik yada gevşeklik                                                                                               
   3 aylık bebekte;
  • Gözde kayma,titreme
  • Bebeğin sırtüstü, baş ve topuklar üzerinde yay gibi sert bir şekilde durması
    • Bebeğin gülmemesi, annenin yüzüne bakmaması


4 aylık bebekte:
  • Baş kontrolünün olmaması
  • Gözde odaklaşmanın sağlanamaması
  • Elin yada ellerin beş parmak içte kalacak şekilde yumruk halinde tutulması
  • Kaybolması gereken reflekslerin devam etmesi
8 aylık bebekte ;
  • Dönme ve oturma aktivitelerinin olmaması
  • El-göz koordinasyonunun yokluğu
  • Tekme atarken iki bacağın birlikte atılması
  • Bebeğin bacaklarını uzatarak oturduğu pozisyonda vücudunun öne eğilmesi, bacakların birbiri üzerini binmesi
10 aylık bebekte ;
  • Emeklemenin olmaması yada her iki ayağın birden çekilerek, sıçrar tarzda emekleme
  • Ayağa kalkmada zorluk
  • İsmi ile çağrılınca tepki vermemesi
  • Ağızdan salya akması
  • Verilen yiyeceği ağzına almaması yada ağzına götürememesi
1 yaşındaki bebekte;
  • Tutunarak yürüyememesi
  • Parmak ucuna basarak yürüme

                   Serebral paralizin sebepleri:
Doğum öncesi nedenler:
  • Genetik durumlar
  • Hamilelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar
  • Rubella, herpes
  • Bebeğin anne karnında oksijensiz kalması
  • Plesentanın gelişim bozukluğu yada erken ayrılması
  • Rh uyuşmazlığı ( eritroblastosis fetalis, hemolitik anemi, hiperbilirübinemi )
  • Metabolik hastalıklar ( diabetes mellitus, hamilelik toksemisi )
  • Gelişimsel bozukluklar ( vasküler yada iskelet yapıda )
  • Beslenme bozuklukları
  • Sigara, alkol yada madde bağımlılığı
  • Annenin enzim veya L-Dopa tedavi görmesi
  • Akraba evlilikleri
  • Annenin aldığı ilaçlar
  • Hamilelik döneminde geçirilen tıbbi müdahaleler
  • Doğum sırasında oluşan nedenler
    • Zor doğum (anoksi), plesentanın erken ayrılması, uzayan doğum
    • İlaç sedasyonuna bağlı asfiksi nedeniyle beyin kan damarında kompresyon ve yırtılma
    • Prematüre (erken doğum), postmatüre (geç doğum )
    • Kordon komplikasyonları
    • Gelişmiş anomalileri ( makat doğum, ayaktan geliş )
    • Forseps yada vakumla doğum
    • Doğum sonrası ( post – natal ) nedenler:
      • Düşük doğum kilosu
      • Vasküsler hadiseler ve kafa içi kanama
      • Kafa travması
      • Ensefalopati
      • Toksik durumlar
      • Kardiak arreste bağlı anoksi
      • Nöbetler ( konvülzyon, epilepsi )
      • Tümör
      • Viral ve bakteriyal beyin enfeksiyonları
      • Sarılık ( Hiperbilirübinemi )
      •  Menenjit                             
       
     
  • Bu konu  üzerine fazlasıyla destek alabileceğiniz ve yararlı kazanımlar elde ederek yanından ayrılıcağınız sayılı doktorlarımızdan biri olan Prof.Dr.Turan USLU'ya burdan http://www.turanuslu.net/  veya http://www.turanuslu.com/ ulaşabilirsiniz..     
                                                                         ..Kevser APARI..                                                                                                      



BUNU BİR BAŞKALDIRI OLARAK YAPTIM!!

Bunu Bir Başkaldırı Olarak Yaptım!! diyerekten benimle konuşmaya başladı Ergül..
Ergül 32 yaşında doğum sonrası sarılık nedeniyle beyindeki hareket merkezi hasar görmüş ve spastik engelli olarak yaşamımı sürdürmektedir. 1982 yılında Türkiye spastik çocuklar vakfına üye olmuş. Bu vakıfta okuma yazma konuşma eğitimi, rehabilitasyon tedavi aşamasını geçirmesinin yanı sıra çeşitli faaliyetlerde bulunmuş. 1989 yılında ailesiyle birlikte Kocaeli'nin Karamürsel ilçesine yerleşmiş, burada da boş durmamış ve 1998 yılında Kocaeli spastik engelliler derneğinin kuruluşuna yardımcı olmuş ve faaliyetlerini bu dernekte sürdürmüş; 2006 yılında dernek yönetimiyle arasındaki fikir ayrılığı nedeniyle bu dernekten ayrılmak zorunda kalmış. Kocaeli Karamürsel’de  ikamet ettikten sonra 2009′da ailesiyle birlikte Yalova merkeze yerleşmiş. Yalova'ya yerleştikten sonra önce Yeni Yaşam Engelliler derneğinde bir süre faaliyet gösterdikten sonra Türkiye Sakatlar Derneği Yalova şubesinde faaliyet göstermeye başlamış ve 2011 yılına kadar bu dernek çatısı altında faaliyetlerime devam etmiş. TSD Yalova şubesinde bir ara başkan yardımcılığı görevinde de bulunduktan sonra 4 eylül 2011'de bu görevinden ayrılmış.
Yazım alanındaki yeteneklerimden dolayı 2005 2006 yılları arasında Kocaeli spastik engelliler derneği bünyesinde yerel, ayda bir yayınlanan mozaik dergisinde köşe yazarı olarak görev almış ve makaleleri yayınlamıştır. Ayrıca TSD Yalova şubesinin çıkardığı engelsiz Dünya adlı dergide 2009 dan bu yana köşe yazarlığı yapmaktadır. Dr Mustafa yıldızın spastik adlı romanında sağlık danışmanı olarak yer almış olmasıyla birlikte şu an basılmış olan bir şiir kitabı, 300 şiiri, makaleleri ve çeşitli tiyatro grupları tarafından gösterime konan bir çok senaryoları vardır.
Aynı zamanda sanal ortamda 2006 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Sanal Spastikler Birliğinin kurucu üyelerinden ve başkanlığını yürütmektedir. Ayrıca Yalova BİZDE VARIZ ENGELLİLER DERNEĞİ'nin de genel başkanıdır ve 2010 yılından bu yana AÖL'de okumaktadır.

Evet okuduğunuz her cümle birebir spastik engelli(aslında ENGELSİZ) Ergül DAĞCI'nın yaşam öyküsü..
Nice insanlar varki yaradanın her şeyi tam olarak onlara sunmasına rağmen okuduğunuz yazının bir kısmını bile bir hayata sığdıramamaktadırlar..
Ama Ergül bana yaptıklarını anlattıktan sonra 'ben zoru severim,zorluk olmassa hayatın bir anlamıda olmaz' diyerekten beni şaşırtmaya ve kendime dönüp bakmama bir kez daha sebep oldu..
Ergül şu an BİVED (BİZDE VARIZ ENGELLİLER DERNEĞİ )'nin genel başkanı ve bu derneği kendi çabalarıyla açmış bulunmaktadır hatta federasyona bile kaydettirmeyi başarmıştır.
Olaki Yalovaya yolunuz düşer, Fatih caddesindeki BİVED'e uğramadan geçmeyin derim, Ergül muhakkak konuşmalarıyla size payınıza düşeni güler yüzü ve içtenliğiyle fazla fazla sunacaktır..
Bu arada derneklerini büyütmek ve bakımsız bırakılan spastik engelsizler için Ergül'ün yeni ve yapıcı fikirleri var yalnız bunlar hem maddi hem manevi destek gerektiren şeyler..
Benimde çorbada tuzum bulunsun derseniz buyrun size Ergül'e ulaşabileceğiniz adresler:

erguldagci@hotmail.com 
bizdevarızengelliler@hotmail.com

                                                                                         ..KEVSER APARI..

ŞİZOFRENİ BÖLÜM I


İnsanların merakla yaklaştıkları nasıl ve neden meydana geldiğini öğrenmek istedikleri bir hastalık ŞİZOFRENİ. Anlatımı kısa sürmeyen zorlu bir hastalık. Bu sebepten sizlere bir çırpıda anlatamayacağım. Bu ay ve önümüzdeki aylar içinde bölümler halinde sizlerle paylaşacağım.

Bölüm I:
 Şizofreni nedir?
Şizofreni, yeryüzündeki her yüz kişiden birini etkiliyor. Dünyada 60 milyon, Türkiye’de ise 600 bin şizofreni hastası bulunuyor.

Alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendini gösteren kronik bir psikiyatrik hastalıktır. Şizofreni de migren ya da epilepsi gibi bir beyin hastalığı olmakla beraber gerek ortaya çıkmasında gerekse nasıl bir gidiş göstereceğinde çevresel, psikolojik ve sosyal etkenlerin de rolü vardır. Diğer psikiyatrik bozukluklara göre şizofreni kişinin mesleki ve sosyal işlevselliğinde daha ciddi kayıplara yol açabilmektedir. Genellikle 15-25 yaş arasında başlar, ne kadar erken başlarsa hasta üzerindeki hasarı o kadar fazla olur.Daha çok erkeklerde görülen hastalık sürekli ilaç kullanımı gerektirmektedir.
Şizofreni ne değildir?
Kişilik bölünmesi demek değildir. Şizofreni erken bunama demek değildir. Aşı ve ilaç yoluyla korunmanın mümkün olduğu bir hastalık değildir. Şizofreni farklı ya da zıt duygular taşımak demek değildir.
Kaynak: Ntvmsnbc, Pfizer Sağlık Bülteni Dergisi 2005, JANSSEN-CILAG a division of johnson & johnson


                                                                                                              Feza OKTAY

BLOGLIFETR


Sosyal medya ortamında her gün ayrı bir yenilik peşinde olan bir grubu takip etmekten kendimi alamıyorum. 1 Sosyal Medya Grubu.. Bu grubun her bir adımının farklılıklara imza attığını düşünüyorum Adeta yerlerinde duramıyorlar; yeni projeler, yeni ekipler derken büyüdükçe büyüyorlar. Bir de yepyeni bir dergi formatıyla karşımıza çıkıyorlar. Türkiyenin en kapsamlı blogger dergisi BLOGLIFETR. Özenle ve güçlü bir ekip sayesinde hazırlanan bu derginin içinde ne ararsanız var ve dileyen herkes de bu derginin ekibinde yer alabiliyor.

Bence sizde bu derginin ilk sayısına bakmadan geçmeyin derim :) Keyifli okumalar.
http://bloglifetr.com/dergi/
                                                                                                                ELİF DURUK

"MAKAM"La GELEN ŞİFA




Sesler arasındaki ilişkiyi belirleyen kurallara göre melodinin biçimlendirilmesine makam denir.

Peki, hangi makamlar insan ruhuna hitap etmektedir? İşte bu sorunun cevabı şimdi açığa çıkıyor. Müziğin mecazen değil gerçekten ruhun gıdası olduğunu ve olası rahatsızlıklara nasıl iyi geldiğini fark edeceksiniz. Buyurun görelim;

Ø  Isfahan & Saba Makamları = Kaygıya
Ø  Rast & Mahur Makamları = Depresyona ve mutluluk artışına, felce ve epilepsiye
Ø  Nihavent & Buselik = Düşünceyi rahatlatıcı
Ø  Hicaz Makamı = Teskin edici ve idrar zorluğuna, cinsel hastalıklara
Ø  Rehavi Makamı = Baş ağrısına
Ø  Neva Makamı = Kadın hastalıklarına, lezzet ve ferahlık vermeye
Ø Büzürk makamı =  Ateşli hastalıklara, zihni temizlemeye, vesvese ve korkuyu uzaklaştırmaya
                                                                          Feza OKTAY

NU NOODLE


Hani bazı günler yaşarsınız ya işten çıkarsınız yorgunsunuzdur nereye gitseniz kalabalık, nereye gitseniz tenha bilemezsiniz nasıl bir yere gitmeniz gerektiğini ama eve de gitmek istemezsiniz; arkadaşınızla beraber şöyle güzel bir akşam yemeği yiyebileceğiniz bir yer düşünürsünüz; bir yandan yağmur ve hiç boş taksi yok..


İşte tam böyle bir gün de arkadaşımla beraber girdiğimiz bir mekan tüm bu ihtiyaçlarımızı karşıladı. Bir Çin Restaurantı NU NOODLE..

Cihangir, Beyoğlunda bulunan bu harika yer gerek mekan ve servis olarak, gerekse menü zenginliği ve lezzeti olarak gerçekten mükemmeldi; özellikle makarna sevenlerin buraya uğramadan geçmemelerini tavsiye ediyorum.


Tek kelimeye ile ifade etmem gerekirse buraya BAYILACAKSINIZ :)

                                                                                                 Elif DURUK'tan muhabbetle :)

SİNETERAPİ

Bu ay Hide and Seek (Saklambaç) filmini seçtik. Açıkçası filmi izlerken çok rahatlayacağınızı söyleyemem ama sürekli bir merak içinde olabiliyorsunuz. Bir de bu filmi izlerken aslı astarı olmayan hikayelerin canlandırılmış şekli olarak düşünebilirsiniz bu yüzden ilginizi çekebilir. Eğer ki kendi yaşantınızda veya çevrenizdekilerin yaşantısıyla benzer durumla karşı karşıyaysanız ne yapmanız gerektiğine dair küçükte olsa bilgiler edinebilirsiniz. İzlemeden önce sizler için filmin konusu hakkında ufak bir bilgi vermek istedik. Umarız okuyanlara ve izleyenlere bir katkımız olmuştur.


HIDE and SEEK  (SAKLAMBAÇ):
Yönetmenliğini John Polson’un yaptığı 2005 yapımı ABD filmi. Başrollerde o yıllarda yaşına göre büyük bir başarı gösteren Dakota Fanning (Emily) ve usta oyuncu Robert de Niro (David) yer almakta.
David evli ve bir kız çocuk sahibi terapisttir. Karısının intiharı sonucu kızı Emily ile birlikte şehrin dışında bir eve yerleşir. Emily taşındıkları bu evde kendine Charlie adında hayali bir arkadaş edinir. David kızının yalnızlıktan dolayı böyle bir arkadaş hayal ettiğini düşünür. Ancak zaman içinde işler içinden çıkılmaz bir hal alır.

                                                                         İyi Seyirler.
                                           Elif DURUK & Feza OKTAY

TABİATTAN GELEN MUCİZE




Unutmayın bunlar ufak bilgiler, sağlık sorunlarınız için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



SOYA, SOYA FASULYESİ

Latince Adı: Glycine max

Familyası: Leguminosae

Tanımı: 1,5 metreye kadar uzar. Yumuşak tüylerle kaplı yaprakları vardır taze fasulyeyi andıran bir bitkidir.
Yetiştiği Yer: Anavatanı Asya’nın doğusudur. Abd ve Avrupa’da da yetişmektedir.
Kullanımı: İ.Ö. XI. yüzyıldan buyana Çin’de yetiştirilmektedir. Japonya bahar bayramında; kavrulmuş soya fasulyesi kötülükleri uzak tutması ve yeni yılın mutluluk getirmesi için evlere serpilirmiş.
Soya kalp dostu olmakla beraber, kötü huylu göğüs, prostat, yumurtalık urlarını baskılar. Tüm bunların yanı sıra menopoz belirtilerini özellikle ateş basmalarını önler. Kemik erimesini önlemeye yardımcı olur. Yüksek oranda selüloz içerdiğinden kabızlık ve bağırsak problemlerine yardımcı olur.

                                                                                                             Feza OKTAY

OZAN DOĞULU & MODEL


Çok öncelerden beri hayranı olduğum OZAN DOĞULU son zamanlarda zirveden hiç düşmüyor. Her an yeni bir konser yeni bir eğlence ve daha bir çok yepyeni haberlerini okurken buluyorum kendimi.. Güçlü bir ekiple çalışıp bir çok başarıya imza atması gerçekten hayranlık uyandırmıyor değil :) fakat gel gelelim en son yaptığı çalışma büyük bir ses getirdi. MODEL GRUBU ile yaptığı ''DAĞILMAK İSTİYORUM'' isimli çalışma yüreklere tam 12'den isabet etmeyi başardı. Sözleriyle ayrı müziğiyle ayrı güzel olan bu çalışmayı bu ay sizlerle paylaşmak istedim.        

Şimdi dinleme zamanı :)   http://www.youtube.com/watch?v=ieop-jAMAAM

                                                                                             ELİF DURUK'tan Sevgilerle :)

HAZIRLANIŞI 5 DAKİKA, TÜKETİLMESİ İSE 3 =)



 Malzemeler;

2 adet muz
2 tatlı kaşığı süzme bal
50 gr(3 tatlı kaşığı kadar) kaymak
1 avuç ceviz
Dilediğiniz kadar sütlü çikolata

Hazırlanışı:

Önce geniş bir tabağa muzlarımızı ince ince dilimliyoruz ve  kaymağımızı muzların üzerine paylasştırıoruz..Daha sonra üstüne cevizlerimizi ufalıyoruz..Ardından sütlü çikolatamızı küçük ve ince parçalara ayırıp üstüne serpiyoruz ve son olarak süzme balımızı üstünde gezdirip,yarım saaat kadar da buzdolabında beklettik mi..(soğuk yemeyi sevenler için)
İşte size 5 dakkada hazırlanıp 3 dakkada kaşıklanan lezzetli mi lezzetli bir tatlı..

                                        Afiyet Olsun..

                                                                                      ..Kevser APARI..

İÇİNDE NİCE ANLAMLAR GİZLİ ''VAHŞİ DİL''



 


Yazar her ne kadar psikiyatristler hakkında yoğun eleştiriler ve zan altında bırakma derecesinde bahsetsede,öncelikle kendide bir psikiyatrist’tir ve küçük paragraflarını okudukça sözcüklere verebildiği anlam bütünlüğü karşısında bazen  beğeniyle bazen ona hak vererek bazen de kızarak okumaya devam ediceksiniz..Ben her başlıkla ilgili hoşuma giden paragrafları parmaklarımla tek tek kazıdım bu sayfaya..
Şimdi sıra sizde keyifli okumalar : )



 Çocuk ve ebeveyn
• Çocuklar,erişkinler kadar başarı elde edemediklerinden dolayı, genellikle çabalarıyla ödüllendirilirler. Fakat çocuklara, hayatta geçerli olanın çaba değil de başarı olduğu, mutlak surette öğretilmelidir. Şayet çocuklar, çabaları sebebiyle aşırı ödüllendirilirlerse, başarma yerine salt deneme sayesinde onay aramaya devam edebilirler. Bu da onları başarısızlığa mahkum eder: çünkü başarılı olurlarsa, yalnızca sıkı çaba göstermede başarılı olmuş olurlar ve şayet başarısız olurlarsa tam bir hezimet yasarlar.
  
 
Hastalık
• Yeni akıl hastalığı modelleri şimdilerde yeni otomobil modellerinden daha hızlı üretiliyor 
 sebebi de şu olsa gerek: bu yeni akıl hastalığı modelleri muhtemelen daha çok satılıyor.
 
İlaçlar/Uyuşturucu maddeler
• Yiyecek ve ilaç idaresi, belli maddeler için 'denetimli' diyor. Oysa denetimli madde diye 
bir şey yoktur; yalnızca denetimli şahıslar vardır.

• Uyuşturucu maddeleri yasal hale getirmek onları daha zehirli kılmaz; aksine, onları daha 
 zehirli kılan, yasa dışı kapsamda kalmalarıdır. Çünkü yasal olmayan uyuşturucu maddelerin 
 dağıtımcıları ürünlerine hile karıştırırlar (ve ayni ürünü hilesiz satan bir rakipleri de 
yoktur).

 
Delilik (cinnet) savunması 
• Eskiden, cinayetle suçlanan Amerikalılar, suçlu oldukları kanıtlanıncaya dek masum
 sayılırlardı; şimdiyse, akıllı oldukları kanıtlanıncaya dek deli sayılıyorlar.

• Sindirim sistemi uzmanları günler, haftalar ya da aylar önce bir başka şahsın midesinde 
ne olduğunu saptayamaz; fakat psikiyatristler haftalar, aylar ve hatta yıllar  önce aynı  
şahsın aklında ne olduğunu saptayabilir!
 
Lisan 
• Tıbbi yalanlar: ebeveynin koruyuculuğu, "tasarlanmış ebeveynlik" diye adlandırılır.

Hekimlerin cinayeti, "ötenazi" diye adlandırılır.

Psikiyatristlerce hapsedilme, "akıl hastanesine yatırma" diye adlandırılır.

• Dil öğrencileri sokaktaki adamın, kendisinin düz yazıyla konuştuğunun farkında 
olmadığının yeterince farkındadır. Aynı şekilde, sıradan akıl hastasının da, kendisinin 
mecaz türünde konuştuğunun farkında olmadığını ve bunu, psikiyatristlerin ve psikiyatristi 
olmayan akıllı insanların fark etmediğini söyleyemez miyiz?

• "Kendini mazur gören, gerçekte kendini suçlamış olur" diyor bir Fransız atasözü.Diğer bir   
söyleyişle:ileri düzeyde engellilik, hastalık, akıl hastalığı, cehalet ve bir mazeret olarak 
yoksulluk gibi mazeret diliyle konuşan birey, öz saygı savaşanı daha başlamadan kaybetmiş  
demektir.

Evlilik
• Evlilikte basari ya da basarisizlik,kari ve kocanın birbirini askla sevip sevmediğine değil  
de hayatlarını ve servetlerini birleştirmek isteyip istemediklerine bağlıdır.

• Resmi evlilik,hisse senetlerini elden alıp satmaya,gerçek evlilikse ayni hisse senetlerini  
borsada alıp satmaya benzer.

Akil hastanesi 
• Akıl hastaneleri:

1. İlan edilmeden başlatılmış, tutarsız aile içi savaşlarımızın esir kampları.

2. Yetişkin yetimlerin tıkıldığı yetimhaneler.

3. Hayta izdihamından kurtulmak isteyen insanların teneffüs yeri olarak kullanıldığı 
mekanlar.

4. Yaşayan ölülerin gömüldüğü mezarlıklar: psikiyatristler, mezar kazıcı; hastalar da ceset.
Gerçek mezarlıklarda küçük canlılar (mikro-organizmalar) ölü bedenlerin dokularıyla hayat  
sürerler; mecazi mezarlıklarda ise tımarhanedeki büyük canlılar(makro-organizmalar, ki 
'memur kadrosu'ya da çalışan memurlar diye adlandırılırlar) yaşayan akıl hastalarının 
ruhlarıyla hayat sürerler. 
 
• Hastaneler tamir dükkanları; akıl hastaneleriyse park mekânları.

Para 
• İki atasözü para hakkında söylenmesi gereken hemen her şeyi özetliyor: parayı veren 
düdüğü çalar.
 
 • İnsanlar para ödedikleri şeye değer verir, değer verdikleri şeye de para öderler.
  

Şahsi davranış
• Kendini dinlemezsen, başkalarının söylediklerini duyamazsın.

• Bilgi öğrenmeyle kazanılır; güven, şüpheyle; beceri, uygulamayla; sevgi de, sevgiyle.

•Özgürlüğün fiyatının uyanıklık olması gibi, bağımsızlığının fiyatı özgür irade, onurun 
fiyatı öz güven, saygının fiyatı da öz saygıdır.

• Zamanımızın çoğunu iki sayfan birini yaparak geçiririz: para kazanmak ya da para 
harcamak. Ancak kumar oynarken -şansınıza bağlı olarak değişen bir oranda-her ikisinin 
aynı anda yapıyor oluruz.

• Hidroklorik asit olmaksızın iyi sindirim, adrenalin olmaksızın da iyi düşünme olmaz.

• Öz denetim öz saygıyla doğru orantılıdır: bir kimse ben kadar büyük bir öz saygı taşırsa,
 kural olarak, kendini denetlemeye yönelik arzu ve yeteneği o kadar büyük olur.

Diğer insanları denetleme arzusuysa öz saygıyla ters orantılıdır: bir kimse ben kadar düşük
bir öz saygı taşırsa, kural olarak, diğer insanları denetleme arzu ve yeteneği o kadar büyük
olur.

• Bir atasözü, 'bizi besleyen eli ısırmamız gerekir’di ye bir uyarı yapar. Ancak, kendi 
kendimizi beslememizi engelliyorsa, belki de o eli ısırmalıyızdır.(ki BU BENİM FAVORİM)

Psikiyatri
• Kurumsal psikiyatrinin uzun tarihindeki en son ayıp müzmin akıl hastasının, artık evi haline
gelmiş hastaneden zorunlu tahliyesidir. Birleşik Devletlerde bugün, akıl hastanelerinde  
kalmak istemeyen bireyler, hala istemleri aksine oralara 'kabul edilir;'oysa bu hastanelerde 
kalmak isteyen bireyler, şimdilerde istemleri aksine oralardan'tahliye' ediliyor. Sonuç,akıl 
hastanesinin hapishane işlevi değişmeden kalırken,aynı hastanenin sığınak işlevi giderek 
ciddileşen ölçüde aşınmıştır.

Psikanaliz 
• Psikanaliz, bireye özgü gerekçeleri incelemeye yönelik bir teşebbüstür; dolayısıyla, 
hastanın işbirliğiyle gerçekleştirilebilir ve ancak hasta, kendine özgü gerekçelendirme 
tarzını terk etmek ya da değiştirmekle bir kazanım elde edecekse başarıya ulaşılabilir.

 
Psikoterapi
• Psikoterapide başarı-yanı, bir kimseyi arzu ettiği yönde değiştirme becerisi-basiretten  
çok cesaret gerektirir.
 
Ceza
• Suç, gayri meşru davranış; akıl hastalığı, meşru davranış. gayri meşru davranış tanım 
gereği gayri meşru olduğundan suç olgusunun giderek artan oranda akıl hastalığı olarak 
görülmesi, psikiyatrsal yaptırımların da  yine giderek artan oranda cezai mahkumiyetlerin 
yerine geçmesi şaşırtıcı değildir.
 
 
Şizofreni
• Tanrıyla konuşuyorsanız, dua ediyorsunuz demektir;yok, Tanrı sizinle konuşuyorsa,
şizofrensiniz demektir.

 
Toplumsal ilişkiler
• Hiçbir zaman 'affedersin' demeyen kimseden sakın. Böylesi biri zayıftır, ürkektir ve 
azıcık bir tahrik üzerine, köşeye kıstırılmış hayvanın çaresiz saldırganlığı içinde savaşır. 
                                                                                         ..Kevser APARI..

3 Eylül 2012 Pazartesi

EDİTÖR'S


Bu ay ki sayımızda daha çok gözlem sonucu ortaya çıkan, ihtiyaç gerektiren konuları ele almaya çalıştık. Elbette ki konuları her açıdan değerlendirerek sizlerle paylaşmaya gayret gösterdik. Çalışmalarımız bizlerin içine sindi; umarız sizinde ruhunuza hitap edebilmeyi bu ay da başarmışızdır.

                ..Keyifli Okumalar Dilerim..
                                                       Elif DURUK