7 Nisan 2013 Pazar
SİNETERAPİ
HANNIBAL
2001 yapımı Ridley Scott'un yönetmenliğini üstlendiği psikolojik gerilim filmi. Thomas Harris'ın aynı isimli Hannibal romanından uyarlanmıştır. 1991 yapımı Oscar Ödüllü Kuzuların Sessizliği filminin devam filmidir. Filmin başrollerini Anthony Hopkins, Julianne Moore ve Gary Oldman paylaşır. Film, Amerika Birleşik Devletleri ve İtalya'da geçmektedir.
Konusuna bir göz atmak gerekirse;
Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır. Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur.
Bu ay ki sineterapi bölümümüzde sizler için Hannibal filmini tanıtmaya çalıştık.
Sürükleyici bir psikolojik gerilim filmi olan Hannibal izlenmeye değer.
2001 yapımı Ridley Scott'un yönetmenliğini üstlendiği psikolojik gerilim filmi. Thomas Harris'ın aynı isimli Hannibal romanından uyarlanmıştır. 1991 yapımı Oscar Ödüllü Kuzuların Sessizliği filminin devam filmidir. Filmin başrollerini Anthony Hopkins, Julianne Moore ve Gary Oldman paylaşır. Film, Amerika Birleşik Devletleri ve İtalya'da geçmektedir.
Konusuna bir göz atmak gerekirse;
Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır. Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur.
Bu ay ki sineterapi bölümümüzde sizler için Hannibal filmini tanıtmaya çalıştık.
Sürükleyici bir psikolojik gerilim filmi olan Hannibal izlenmeye değer.
Psk. Elif DURUK & Psk. Feza OKTAY
5 Nisan 2013 Cuma
YURTDIŞINDA YÜKSEK LİSANSIN ANAHTARI: GRE
Graduate Record Examinations, yani GRE, Amerika, Kanada ve daha bircok ülkede
üniversitelerin oldukça önemsediği bir sınav. Amerika’da master ya da doktora
yapmak istiyorsanız, GRE’den iyi bir sonuç almanız size birçok kapı açacaktır. Peki,
GRE nasıl bir sınav? Yaklaşık 4 saat suren sınavın içeriği İngilizce sözel
(Verbal Reasoning) ve sayısal (Quantitative Reasoning) testlerden ve iki
kompozisyondan oluşuyor.
Sınav kompozisyonlarla başlıyor. İlk kompozisyon, yani issue essay,
herhangi bir konuda sizin fikrinizi soruyor ve neden o fikirde olduğunuzu açıklamanızı
istiyor. İkinci kompozisyon, argument essay, ise size sebep ve sonuçlarıyla bir
argüman sunuyor ve bu argümanı analiz etmenizi istiyor. Her kompozisyon için 30
dakika sureniz var ve iyi bir kompozisyonun ortalama beş paragraf uzunluğunda olması
bekleniyor.
Sayısal testler 20ser sorudan oluşuyor ve her bir test 35 dakika sürüyor. Sayısal
testlerde karşımıza çıkan matematik soruları bizim sistemimizle
karsilastirildiginda oldukça basit. Türevler, integraller karşımıza çıkmadığı
gibi ilkokulda çözdüğümüz işçi problemlerini bile görmek mümkün. Sınavda kullanmanız
için hesap makinesi de mevcut. Yine de farklı soru tipleriyle ve İngilizce
terimlerle aşina olmak vakit kazanmanızı sağlayacaktır. Her bolum arasında bir
dakika ara ve sınavın ortasında on dakika ara verme hakkiniz var.
Bu genel GRE sınavı haricinde, kimi okullar başvurduğunuz bolüme ait konu
testine de girmenizi istiyor. Konu testine 170 dakikalık ayrı bir oturumda
giriyorsunuz. Örneğin, klinik psikoloji alanında master ya da doktora programlarına
başvuracaksanız çoğu üniversite GRE Psikoloji sınavına da girmenizi
isteyecektir. Eğer alanınız isletme ise başvurduğunuz okula bağlı olarak GRE
yerine ya da GRE’ye ek olarak GMAT sınavına girmeniz beklenebilir.
Elinizden geldiği kadar çok kelime öğrenerek, okuma yaparak, matematik
sorusu çözerek ve eski kompozisyon sorularını cevaplayarak sınava hazırlanabilirsiniz.
Birden fazla markanın hazırlık kitaplarını edinip çözmeniz farklı farklı
sorular ve kelimeler görmeniz açısından iyi olur. Ağırlık vermeniz gereken
konular başvurduğunuz bölümle de alakalı; sözel bölümler sözel sonucunuza, sayısal
bölümler sayısal sonucunuza daha fazla önem verebilir. Ayrıca, sınav çoğu test
merkezinde bilgisayarda yapıldığı için bilgisayarda soru çözmeye alışmak faydalı
olacaktır. Resmi internet sitesindeki deneme testlerini çözerek buna alışabilirsiniz. (https://www.ets.org/gre/revised_general/prepare/) Sınava senede birkaç kez girme imkanınız olduğu gibi, eğer
birkaç kez girdiyseniz üniversite başvurunuzda istediğiniz sonucu seçip gönderme
şansınız da var. Bir kez girip kendinizi denemek ve heyecanınızı asmak yararlı
olabilir. İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler için kolay bir sınav
olmasa da iyi bir hazırlıkla ihtiyaç duyduğunuz sonuca ulaşabilirsiniz. Eğitimine
yurt dışında devam etmeyi ve GRE’ye girmeyi düşünen arkadaşlara şimdiden başarılar…
4 Nisan 2013 Perşembe
Gemi Romantizmi
Geçenlerde yeni bir yer keşfettim HANEDAN CAFE&NARGİLE..
Nam-ı diğer ;Gemi cafe..
Bu cafe'nin farkı deniz üstünde fakat sabit olması,hem dış görünüşü hemde içine girdiğinizdeki atmosferi sizi bir anda oranın müptelası yapmaya yetiyor da artıyor bile..
Gündüz manzarasını göremedim ama akşamkini görmenizi şiddetle tavsiye ediyorum..
Akşamın hoşluğu,içerinin loşluğu derken bir de muhabbete doyulmaz dostlarınız varsa saatlerin nasıl geçtiğini anlamıycağınızın bahsine şimdiden girerim..
..Kevser APARI..
2 Nisan 2013 Salı
Türkan SAYLAN - Tek ve Tek başına
Bir ülkeden cüzamı kovdu. Türk, Kürt, Süryani demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladı, ışık tuttu yollarına.
Hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gâvurluğu kaldı ne Kürtçülüğü, ne komünistliği. Ömrünün son döneminde de darbeci yerine kondu. Umurunda bile olmadı.
Çünkü o sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimdi.Hayatı boyunca tek isteği, iyi ve dürüst bir insan olmaktı.
“Bütün işlerimi tamamladım. Konser gecesini de atlattıktan sonra, kemoterapiyi kestireceğim. Yolcu yolunda gerek!”
Cümleleri gözüme takılınca karar verdim aylar öncesinde popüler olan bu kitabı almaya,bir haykırış,bir sitem birazda kızgınlık sezdim..
Ayşe Kulin 73 yıllık bir yaşamın özetini çıkarmış;bir insanı tanımak için olan bu kitap.Özellikle gençlik yıllarını arkadaşına yazdığı mektuplar ışığında kendi kaleminden okuyorsunuz Türkan Saylan'ı... Yaptığı somut işlerle birlikte ruh dünyasınıda anlatan;hayata geçirdiği hayalleriyle, idealizmiyle, başarılarıyla, düşünceleriyle tanıdığımız aşklarıyla, yalnızlığıyla, dostlarıyla, korkularıyla, gururlandıklarıyla anlatan bir biyografik roman.
İnsan okurken kendi bencilliğiyle yüzleşmiyor değil hani ve sorguluyor yaşamı ve yaşamını nasıl heba ettiğini ya da nasıl anlamlı kıldığını....
Ve bence her şey bir yana Saylan'ın lepra hastaları için yaptıkları takdire şayan, sırf bunun için bile ayakta alkışlanası.
Uzun lafın kısası anlaşılamadığını savunuyordu sanki yazar Saylan'ın,anlamayı istedim bende..
..Kevser APARI..
0 GRUBU KAN
Faydalı olan yiyecekler: (aynı zamanda en emniyetli ilaçlar):
- Kırmızı et: dana, sığır, koyun, yabani (yağlı olabilir), balık,
- Zeytinyağı, keten yağı, ceviz, ceviz yağı,
- Kavrulmamış kabak çekirdeği, enginar, lahana, brokoli, hindiba, marul, çiğ ıspanak, roka, maydanoz, her türlü yeşil yapraklı sebze, pazı, turp (bilhassa karaturp), kırmızı pancar, kabak, bal kabak, soğan, sarımsak,
- Zencefil, safran, kırmızı pul biber, keçiboynuzu (tohum ile beraber) körri (zerdeçal), kimyon, kuşburnu, mercanköşk, ıhlamur, keten tohumu,
- İncir, üzüm (bilhassa kara üzüm), erik, mürdüm erik, kiraz, vişne, greyfurt ve suyu, karadut, karpuz, mango, bal (gerçek), soda (maden su), yeşil çay,
Zararlı olan yiyecekler:
- Karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); süt ve ürünleri ("Yenebilenler" hariç)
- Buğday ve ürünleri (bilhassa tip 405–550), mısır ve ürünleri
- Rafine olmuş sıvı yağlar (zeytin ve keten yağı hariç), piyasa zeytinleri, hazır turşular
- Dondurma, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yerfıstığı, kahve, siyah çay, buğday ve mısır nişastası
- Portakal, aloe vera,
- Karnabahar, ketçap, domates salçası, şarap sirkesi, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, tatlandırıcı, , glikoz, früktoz, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.
Yenebilenler:
- Tavuk, hindi ve yabani kuş eti, taze yumurta,
- Tereyağı, ara sıra kaymak, kefir, yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, tulum peyniri, koyun ve keçi peyniri, (peynirler haftada 1–3 defa olabilir)
- Susam ve ürünleri, kestane, fındık, badem ve badem yağı, çam fıstığı,
- Her çeşit lahana (bağırsaklarda gaz yapan hariç), börülce, barbunya, beyaz semiz fasulye, yeşil fasulye, patlıcan, kereviz, her meyve ve sebze (yasaklanmış olanlar hariç), doğal zeytin
- Nohut, pirinç ve ürünleri, karabuğday ve çeşitleri, çavdar ve çeşitleri, nişasta buğday (eski turk buğdayı) çeşitleri ve "Zararlılar”a girmeyen yiyecekler.
Kabızlık varsa, aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp yemekten sonra günde 1 çay kaşığı içmek iyi gelir. Sıhhatli olmak isteyen biri büyük abdesti gelmeden yemek yemeye (karpuz, incir, greyfurt, hurma, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) oturmamalıdır. Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir.
Zencefil, kekik, biberiyeyi kullan! Onlar antioksidan olduğu için, mide ve bağırsakların mikroplarını normalleştirir, sindirimi kuvvetlendirir, iltihaplanma sürecini durdurur, gastrit ve ülseri iyileştirir.
Her gün meyve ye! Kışta kuru meyveyi (doğal bir şekilde kurutulmuş) ve cevizi tercih et! Kuru meyveyi su ile ıslat, kaynatma! Meyve mutlaka yemekten ayrı olarak veyahut ta yemekten önce yenmelidir. Buna mukabil sebze, yemek ile beraber tükenebileceği gibi yemekten sonra da yenmesinde bir sakınca yoktur. Unutulmaması gereken bir konu da şudur: yemekten sonra yenilen meyve hazım olamadan mayalanır, ispirto, sirke asidi, gaz oluşturarak, çeşit-çeşit hastalıklara ve ayrıca siroz hastalığına ve kan şekerinin yükselmesine sebep olur.
Meyve ve sebze kabuğu soyulmadan birkaç çekirdeğiyle yenilmelidir. Katı meyve ve sebzeler sıkılırken de mutlaka kabuğu ile sıkılmalıdır. Birkaç farklı çeşit meyve de birbiri ile karıştırılarak tüketilmemelidir. Ancak aynı cinsten olanlar (greyfurt ile limon yada vişne ile kiraz gibi), birlikte yenilebilir. Yalnız mevsiminde yenen meyve ve sebzeler hastalıkları iyileştirici özelliklere sahiptir, mevsiminin dışında üretilenler değil. Meyve ve sebzenin en iyisi en taze olanı ve en yakın bahçe veya tarladan gelenidir.
Her gün 1–3 dişe kadar sarımsak ye ve yut!Kuru soğanı ye veya soğan suyunu her gün 5Ogr'dan 1-2 defa iç! İdrar, balgam ve safrayı söktürür, iltihabı kurutur, zararlı mikropları ve kurtları öldürür, kan şekeri ve alerjik tepkileri kontrol altında tutmaya çalışır.
Sebze suyunumeyve suyuna tercih et. Sebze suyu: kara turp suyu (günde 100gr. , bal ile yudum-yudum içilir), lahana suyu, ıspanak suyu, semiz otu suyu -karaciğer, dalak, böbrek ve mideyi rahatlatır, iltihabı kurutur, mide asidini azaltır, yaraları kapatır, kan şekerini normalleştirir.
Yabani semizotu, hindiba, ısırgan otu, domuz dikenive benzerlerini her gün yemeye gayret ediniz (bilhassa ilkbaharda)! Enginar mevsiminde enginara önem veriniz! Onu kabukla beraber pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuz mevsiminde karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardağı sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, Sebze ve meyvelerin genetiği değiştirilmemişolmasına dikkat edin! Haftada 3–5 defa et ve 1-2 defa balık, yeşil sebze ile yenebilir. Onlar mideyi rahatlatır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirip, metabolizmayı normalleştirir ve hastalıkları kökten kaldırır.
Yumurtayısadece taze olarak (1–3–7 günlük) yiyebilirsin. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta, yumurta tozu senin için zehirdir. Misvak kullanımınaönem ver. Misvakı su ile değil, tükürük ile ıslat ve dişlerinle fırçayı aç. Her kullanımdan sonra, fırçayı kes. Çok sıcak yemeği yeme ve sıcak suiçme! Çay içerken de biraz soğut sonra iç. Siyah çay, kahve içme!Onlar mide asidi ve safrayı çoğaltıcıdır, kandaki kalsiyumu kirece indirerek, atar damarları daraltır. Siyah çay ve kahve yerine, faydalı olan yeşilçayı iç.
Buğday (genetik değiştirilmiş, 405–550 tipi ve genetiği değiştirilmiş ekmek mayası) ürünlerisizin için şiddetli metabolizma bozukluklarına ve tüm hastalıklara en büyük Sebeplerden biri oldu. Onlardan daima uzak durun! Sonuna kadar hazım olunmamış mısır ve buğday kalıntılarıdamarlarda -tıkanıklar, diş, diş etlerinde, eklem ve kaslarda - iltihaplanma ve ağrı oluşturur. Süt ürünlerini balık ve et ile nohut ve fasulyeyi yoğurt ileyeme! Bunlar hazmın bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açar!
Seni hastalıklara batıran proteinler: eski yumurta ve yumurta tozu proteinleri, buğday, mısır proteinleri (bilhassa genetiği değiştirilmiş olanı), süt, süt ürünleri ve süt tozu proteinleri.
Karaciğer temizlemeden önce süt ve ürünlerini yeme! Onlar safra kesesi, böbrek ve mesanede taş, eklem ve kaslarda kireç oluşmasına sebep olur. Önce sıhhatini düzelt, sonra süt ürünleriyemeye başlayabilirsin.
Hazır, katkılı yiyecek ve içecekleri, parfümüevine alma! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.
Temizleyici madde ve deterjanları(bilhassa klorlu ve asitli) kullanma!
Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, beyin damarlarını, akciğerde bronşları ve alveolleri eriterek şişirir ve yıpratır, kana karışarak ağır hastalıklara sebep olur.
..Kevser APARI..
YENİ BİLGİ GRUBU
Geçenlerde çok eski ve çok sevdiğim bir hocamla sosyal medya aracılığyla iletişim kurduk. Kendisini hala aynı samimiyetle aynı duruşuyla görmek beni bir daha kendisine olan hayranlığım da haklı çıkardı. Bazı değerler bazı öğrenilenler çok kıymetlidir; işte bu hocam da bana bu duyguyu yaşatan nadir insanlardan biridir benim için..
Ayrıca 1 Nisan Tarihinden itibaren 2 ay boyunca 5. sınıf 6. sınıf 7.sınıf ve 8. sınıf öğrencilerine ücretsiz olmak üzere Dans Eğitimi verilecektir.
Kendisiyle muhabbet ettikten sonra bir dershanesi olduğunu öğrendim ve kendisine hemen 'Hocam bizim sizin gibi insanların eğitimine, desteğine ihtiyacımız var; sesinizi her yere duyurmanız gerek' dedim. Bir öğretmenin bir insanın hayatında ne kadar büyük etkisi olabileceğini her eğitim alan insan bilir. Bir de üstüne böyle insanların bir eğitim kurumu ekibiyle çalışması bize sonsuz güzellikleri ve başarıları getirebilir. Kendisi hem kendi gibi öğretmenler yetiştirmek üzere hem de öğrencileri bir adım daha önde hayata başlatmak için bir eğitim kurumu kurmuş.
YENİ BİLGİ GRUBU DERSHANESİ
Yeni Bilgi Grubu ekibi hem kadrosuyla hemde öğrencileriyle geleceğe güçlü adımlarla yükselirken sadece sınava değil hayata da hazırlıyor; aile olmayı başaran bu ekip sadece bu alanla sınırlı kalmıyor bir de üstüne
'Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi TÖMER sistemi ile birlikte eğitim alanında bir adım daha yükselerek farkını yaşatıyor. TÖMER'de başta Türkçe İngilizce Almanca Fransızca İspanyolca Arapça olmak üzere 20'ye yakın dil öğretilmektedir. TÖMER sistemi Türkiye'de belirli yerlerde uygulanan uluslararası geçerliliği olan bir Dil Merkezidir. Bu hizmeti sunan Yeni Bilgi Grubu Dershanesi eğitim sistemine TÖMERide ekleyerek büyük başarı elde etmektedir.
Bilgi Grubu Dershanesinde sınava ve Dil Merkezine yönelik çalışmalar haricinde bir de bu büyük kadroya etüt merkezi de dahil olmaktadır. Böylesine güçlü bir kadroyla böylesine bir sistemle en iyiyi hedefleyerek ilerleyen bu ekibe başarılarının devamını dilerim.
Eğitim hayatında en önemli şeylerden biri güvenli ortamdır. Yeni Bilgi Grubu bunu sağlayabilmekte ve özel sınıflarda eğitim çalışmaları uygulayarak, sistemi birerbir takibe alarak başarıyı hedefleyen nadir kurumlardan biri olduğunu düşünmekteyim . Sizde Bilgi Grubunun sloganında bahsettiği gibi KALABALIKTA KAYBOLMAK İSTEMİYORSANIZ, bu grubun kapısı size daima açıktır.
Ayrıca 1 Nisan Tarihinden itibaren 2 ay boyunca 5. sınıf 6. sınıf 7.sınıf ve 8. sınıf öğrencilerine ücretsiz olmak üzere Dans Eğitimi verilecektir.
Hayatıma her dokunduğunda farklılık yaratan Hocam'a desteğinden ötürü sonsuz teşekkür ederim.
ELİF DURUK
5 Mart 2013 Salı
EDİTÖR'S
Yollarda kendinizi keşfetmeyi unutmayın.
Elif Duruk
ŞİZOFRENİ BÖLÜM V
Çok ders çalışmak, okumak şizofreniye neden olur mu?
Olmaz ancak bazı durumlarda nedenle sonuç birbirine karışabilmektedir. Kişi hastalığın özellikle erken dönemlerinde dış dünyadan uzaklaşırken belirli bir konuya aşırı zaman ayırabilir. Felsefi ya da dini kitaplar, ibadet, aşırı spor, aşırı ders çalışmak, banyo yapmak gibi. Ancak bunlar hastalığın nedeni değil, şizofreninin gidişi sırasında ortaya çıkan durumlardır.
Fazla mastürbasyon yapmak şizofreniye yol açar mı?
Açmaz. Ancak yukarıda belirtildiği gibi kişinin dış dünyaya ilgisi azaldıkça cinsel doyum için de çevresindeki kişilere ilgisini yöneltemeyecektir. Kendi bedenindeki değişikliklerle aşırı ilgilenme ( sürekli aynayla yüzünü incelemek gibi) ya da fazla mastürbasyon yapma bu sürecin sonudur. Hastalığın nedeni değildir.
Şizofreninin sebebi nedir?
Hastalığa yol açan tek bir neden yoktur. Hastalığın farklı tiplerinde farklı nedenlerin ağırlıklı rol oynadığı söylenilebilir. Ayrıca şizofreni hastalarının beyninde saptanan değişikliklerin hastalığın nedeni mi, sonucu mu olduğu da tartışmalıdır. Çocuklukta, harta anne karnındayken beynin normal gelişmesinden sorumlu genlerin görevini yapamamasının o kişiyi ileride şizofreniye yatkın olduğu düşünülmektedir. Bu genlerin etkisini olumsuz yönde etkileyen pek çok durum hastalığa da yatkınlık sağlıyor denebilir. Örneğin hamilelikte ciddi beslenme bozukluğuna ya da viral enfeksiyonlara maruz kalma, baba yaşlının ileri olması nedeniyle oluşabilen kromozom bozuklukları hastalık riskini arttırmaktadır. Ancak bu tür risk etkenlerine sahip olanların da çok azında sonradan şizofreni görülmektedir.
Kaynak: JANSSEN-CILAG a division of Johnson &johnson
Psk. Feza OKTAY
ÇOÇUKLAR için KUM'da OYUN TERAPİSİ
Kum'da Oyun terapisi; Hayal
güçlerini ve yaratıcılıklarını kum terapisinde kullanılan minyatürler
desteklemektedir; çocuğumuz ona sunulan yüzlerce minyatürden
istediklerini seçerek kumda tüm iç ve dış dünyasını bize sunar; kum
terapisi seanslarında onu yalnızca tanımakla kalmayıp dünyasında yaşanan
duygusal ve davranışsal problemlerini tanır, tedavi etme sürecine
başlarız.
Klinik alanlardaki kullanımları dışında okullarda,aile
danışma merkezlerinde bireysel danışma sürecinde özellikle kendisini
sözel olarak ifade edemeyen çocuklarda kum oyunu terapisi oldukça etkili
bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Oyun ve oyuncaklar yolu
ile kendini ifade eden çocuklarla aynı dili kullanarak iyileştirici
etkisini ortaya koymayı amaçlar. Carol ve Byron, her oyuncağın çocuklar
için farklı anlamlar taşıdığını tespit etmiştir. Çalışmalar sırasında
yaptıkları oyuncak seçimi ve bu oyuncaklar ile oynama şekilleri
yaşadıkları sorunun ortaya çıkmasında ve çözülmesinde büyük rol oynar.
Örneğin tabancayla oynayan bir çocuk öfkesini ifade etmeye çalışıyor
olabilir ya oyuncaklar ile kale, şato yapan bir çocuk yüksek ihtimalle
kendini güvende hissetmiyordur ve güvenli bir alana ihtiyaç duyuyordur.
Arabalarla oynayan bir çocuk tehlikeli bir yerden uzaklaşmaya çalışıyor
ya da maceracı ruhunu ortaya koyuyor olabilir. Evcil hayvan oyuncakları
genellikle aile, ilişki, korunma gibi anlamlar taşır.
AMA
Dikkat edilmesi gereken hiçbir oyuncağın kesin bir anlamının
olmamasıdır. Çocuğun nasıl bir ruh hali ile oynadığı oyuncakların ve
kurulan oyunların anlamını değiştirir. Çocuğun nasıl bir dönemde
olduğunu akıldan çıkartmamak gerekir.
Peki ne zaman aileler oyun terapisine ihtiyaçları olduğunu anlayacaklar?
Ailenin çocuğa vermeye çalıştığı disiplin çocuğun davranışlarına
yansımıyor ve aile kendini çaresiz vebunalmış hissediyorsa o zaman
yardım alınabilir. Çocuğun davranışının yaşanan bir olay karşısında ani
değişmesi, çocuğu ailenin başından beri ” zor çocuk” olarak
değerlendirmesi, kimi zaman zor bir hamilelik ya da doğumdan kaynaklanan
sorunların etkisinin çocukta hissedilmesi..
Kısacası çocuğunuzun dünyasını anlamaya çalışmada en büyük yardımcı terapi şekli diyebiliriz.
Ayrıca,bu yöntemin en güzel
yanlarından bir tanesi yaş sınırlamasının olmaması ve aile danışmanlığı
terapisinde de çiftlere uygulanabilmesidir.
İLGİLENENLER İÇİN:
Kum'da Oyun Terapisi PSİKOLOJİK TESTLER DERNEĞİ'nde uygulanmaktadır.
İletişim için: 0533 777 51 84 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.
..Kevser APARI..
..Kevser APARI..
GÜVEN YADA GÜVENSİZLİK
Psikoloji eğitimi aldığım sürece bin bir türlü kuramcı ve kuramlarla tanıştım. Bunların içinde en çok ilgimi çeken Erik Erikson'un insanın sekiz evresi kuramıydı.
Erik Erikson (1902-1994), ego psikolojisinin en önde gelen kişileri arasında yer almaktadır. Erikson, Freud’un psikoseksüel gelişim olarak tanımladığı ve cinsel gelişmeyi temel alarak hazırladığı gelişimi, psikososyal kuram adı altında yeniden incelemiş, bu gelişimi insanın sekiz evresi olarak ele almıştır. Her evrede benliğin karşılaştığı bir olumlu benlik, bir de bunun karşıtını belirtmiştir.
8 evreden 1. evresi olan Güven yada Güvensizliktir. Bu evre bebeklik döneminin 0-1 yaş arası oluşumunu gerçekleştirir. Freud'a göre de bu dönem oral dönemin karşılığıdır. Çocuğun bu dönemde ilişki kurduğu en önemli kişi anne veya anne yerine geçen kişidir. Eğer bebek bu dönemde anne ve bebek ilişkisinde süreklilik ve tutarlılık sağlayabilirse, çocuk annenin kendisini seveceğinden ve terk etmeyeceğinden emin olma duygusuyla gelişir; yani bebekte güven duygusunun temeli oluşturulmuş olur. Eğer bu dönemde aksi durum gerçekleşirse o zaman temelde oluşan bir güvensizlik meydana gelmiş olur ki bu da bebeğin gelişimindeki tehlikeli bir durumdur.
Anne ve bebek arasındaki bu güven duygusunun gelişmesi için bebeklerimizi büyütürken onlarla kaliteli ve sağlıklı zaman geçirmeye dikkat edelim. Bebektir veya çocuktur ne de olsa anlamaz demeyelim; onların bizden daha iyi hissettiklerini, unutmayalım. İhtiyaçları olan bir anne ve güven duygusudur; bu duyguyu zamanında bebeklerimiz de geliştirmeli, beklentilerini karşılamalıyız. İleride sağlıklı bir birey yetiştirmenin en önemli aşamalarından biri de güven duygusundan geçmektedir. Bebeklerinizle kaliteli zaman geçirmenizi dilerim.
Elif DURUK
Erik Erikson (1902-1994), ego psikolojisinin en önde gelen kişileri arasında yer almaktadır. Erikson, Freud’un psikoseksüel gelişim olarak tanımladığı ve cinsel gelişmeyi temel alarak hazırladığı gelişimi, psikososyal kuram adı altında yeniden incelemiş, bu gelişimi insanın sekiz evresi olarak ele almıştır. Her evrede benliğin karşılaştığı bir olumlu benlik, bir de bunun karşıtını belirtmiştir.
8 evreden 1. evresi olan Güven yada Güvensizliktir. Bu evre bebeklik döneminin 0-1 yaş arası oluşumunu gerçekleştirir. Freud'a göre de bu dönem oral dönemin karşılığıdır. Çocuğun bu dönemde ilişki kurduğu en önemli kişi anne veya anne yerine geçen kişidir. Eğer bebek bu dönemde anne ve bebek ilişkisinde süreklilik ve tutarlılık sağlayabilirse, çocuk annenin kendisini seveceğinden ve terk etmeyeceğinden emin olma duygusuyla gelişir; yani bebekte güven duygusunun temeli oluşturulmuş olur. Eğer bu dönemde aksi durum gerçekleşirse o zaman temelde oluşan bir güvensizlik meydana gelmiş olur ki bu da bebeğin gelişimindeki tehlikeli bir durumdur.
Anne ve bebek arasındaki bu güven duygusunun gelişmesi için bebeklerimizi büyütürken onlarla kaliteli ve sağlıklı zaman geçirmeye dikkat edelim. Bebektir veya çocuktur ne de olsa anlamaz demeyelim; onların bizden daha iyi hissettiklerini, unutmayalım. İhtiyaçları olan bir anne ve güven duygusudur; bu duyguyu zamanında bebeklerimiz de geliştirmeli, beklentilerini karşılamalıyız. İleride sağlıklı bir birey yetiştirmenin en önemli aşamalarından biri de güven duygusundan geçmektedir. Bebeklerinizle kaliteli zaman geçirmenizi dilerim.
Elif DURUK
"ZEBRALAR NEDEN ÜLSER OLMAZ?"
Bu ayki kitap önerimiz ünlü Stanford Üniversitesi Profesörü Robert Sapolsky’den “Why Zebras Don’t Get
Ulcers?” yani “Zebralar Neden Ülser Olmaz?” Sapolsky kitabında neden zebraların
değil de insanların ülser olduğu sorusunu çağımızın problemi stresi irdeleyerek
cevaplıyor, hem de bunu oldukça eğlenceli bir üslupla yapıyor. Sapolsky araştırmalarına
ve hayvanlar üzerindeki uzun gözlemlerine dayanarak bize düşmanımızı yakından tanıma
imkanı sunuyor.
Peki Sapolsky’e göre Zebralar neden ülser
olmaz? Bir Zebra için stres bir aslanla karşılaştığında baslar ve zebranın vücudunda
aslandan kaçmasına yardımcı olacak her mekanizma aniden devreye girer. Sapolsky’nin
kitabında detaylı olarak açıkladığı bu mekanizmalar en temelde vücudun sindirim,
yenilenme, üreme gibi işlevlerine ara vererek tüm enerjisini kaçma eylemine yönlendirmesine
olanak verir. Sonuçta zebra ya yakalanır ya da kurtulur ve stresin tüm semptomları
yok olur. Zebra aslanın karşısına bir daha çıkabileceğini düşünmeden gayet
rahat bir şekilde günlük hayatına devam eder. Sapolsky’e göre bizler de strese karşı
zebralarla aynı tepkiyi veriyoruz fakat bir farkla- stres bizim hayatlarımızda
uzun süreli hatta kalıcı bir etken. Zaman içinde stresin tetiklediği bu
mekanizmalar ülserden kalp rahatsızlıklarına, depresyondan kansere kadar uzanan
rahatsızlıklara neden olabiliyor. Okurken Sapolsky’le adeta sohbet ediyormuş
gibi hissedeceğiniz ve psikosomatik rahatsızlıklar hakkında yepyeni bir bakış açısı
kazanacağınız bu kitabi bir an önce edinmenizi tavsiye ederiz. Keyifli okumalar…
Irem Nur'dan Sevgilerle...
AŞK-I NEBİ VE ZİKİR TANELERİ
Lütfü Kırdar Kongre Merkezinin açılışını üstlendiği Aşk-ı Nebi ve Zikir taneleri sergisi, Dünya'nın en büyük hat ve tespih sergisi olmuştur. Başbakanlık himayesinde açılan sergi, yaklaşık 200 adet Hilye-i Şerif ve 300 adet değerli materyallerden üretilmiş tespihten oluşmaktadır. Serginin hazırlanmasın büyük emeği geçen Mehmet Çebi'ye bizde buradan saygılarımızı sunarız.
Sergide birbirinden güzel eserler bizleri bekliyordu. Sakin, sessiz fakat çok şey anlatan eserlerdi bunlar.. Her bir saniyesini doya doya yaşamaya ve her bir eseri tane tane incelemeye, anlamaya çalıştım.. Nasıl bir emek, nasıl bir huzurdur bu emeklere yakından tanıklık etmek kelimelerle anlatmak mümkün değil; zaten kapıdan içeri girdiğinizde nasıl bir görsel şöleninin sizleri beklediğini anlıyor, ruh doygunluğunu hissediyorsunuz. Her biri o kadar özenle ve öylesine aşkla hazırlanmıştı ki adeta verilen emek tane tane sergileniyordu.
Tüm eserlerin elbette ki birbirinden kıymetli sahipleri vardı; özel insanların ellerinden çıkan, yüreklerinden dökülen güzel eserlerin varlığına tanıklık ettik. İçlerinden benim gönlüme en çok hitap eden isimler ve eserleri ise şunlardı; Hasan Çelebi, Levent Karaduman, Gürkan Pehlivan, Zeynep Çolak oldu. Sergide tanıklık ettiğim bu görsel şölenin bir kısmını gitmeyenler veya bir daha görmek isteyenler için yayınlamak istedim. Tadı damağımızda kalan bu serginin her yıl düzenlemesini umut ederek, sizleri eserlerle baş başa bırakıyorum. Muhabbet gözlerinizden eksik olmasın.
Elif Duruk
SİNETERAPİ
Bu ay ki Sineterapi sayfamızda Kuzuların Sessizliğinden bahsetmek istedik. Kuzuların sessizliği tür olarak psikolojik ve gerilim içeriklidir. Başarılı kadro ve konusuyla büyük etki yaratmış nadir filmlerden bir tanesidir. Film hakkında sizleri biraz bilgilendirdikten sonra kesinlikle izlemenizi tavsiye ederiz.
THE SILENCE OF THE LAMPS KUZULARIN SESSİZLİĞİ:
Yazar Thomas Harris'in aynı adlı romanından beyazperdeye aktarılan, yönetmenliğini Jonathan Demme'nin yaptığı, 1991 yapımı psikolojik gerilim türünde bir film.
1992 yılında 7 dalda Oscar'a aday olan film, yönetmenine ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken; en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle layık görülmüştü. Filmde başrol oynayan Jodie Foster 30 yaşına gelmeden iki oscar kazanan nadir oyuncular arasına girdi. Anthony Hopkins, bu filmdeki toplam 16 dakikalık performansıyla en iyi erkek oyuncu Oscar'ını kazandı. Ki bu süre, bir oyuncunun bir filmde gözüktüğü en kısa süredir. En iyi film Oscarını alan tek korku filmidir.
FBI'daki eğitimi devam eden Clarice Starling (Jodie Foster) yüksek güvenlikli bir tımarhaneye girerek bir psikiyatristken yamyamlık yapan bir kitle katiline dönüşen Hannibal Lecter'in (Anthony Hopkins) hastalıklı zihninin derinliklerine inmeye çalışmaktadır. Starling'in bir seri katili yakalamak için ipuçlarına ihtiyacı vardır. Ancak ne yazık ki, Lecter ile yaşadığı Faustiyen ilişki sonunda onun kaçışına sebep olur ve artık iki ayrı seri katil karanlıklarda serbest dolaşır.
Psk. Elif DURUK & Psk. Feza OKTAY
IBRAHIM MAALOUF: PARİS VAROŞLARINDAN JAZZ’İN ZİRVESİNE UZANAN EZGİLER
Lübnan kökenli Fransız
trompet sanatçısı İbrahim Maalouf jazz muzige yepyeni renkler katan parçalarıyla
dinleyenleri sanatına hayran bırakıyor. Çoğumuz için arabesk jazz düşünmesi zor
bir konsept olabilir. Fakat İbrahim Maalouf trompet notalarını arabesk ezgilerle
öyle tadında harmanlamış ki her şarkisini dinlemek ayrı bir keyif. Maalouf kimi
zaman Maeva in the Wonderland gibi hareketli parçalarıyla içinizi kıpır kıpır
ediyor kimi zaman ise Beirut gibi içli (hatta “damar” tabir edebileceğimiz) çalışmalarıyla
sizi duygu dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Dünya çapında müzik otoriteleri tarafından
ödül yağmuruna tutulan sanatçı Diasporas (2007), Diachronism (2009), Diagnostic
(2011) ve WIND (2012) adlarında dört albüme imza attı. Hem beste ve aranjmanda yeteneğiyle
hem de kendine özgü trompet performansıyla Jazz severlerden övgü alan İbrahim
Maalouf’u dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederiz…
Irem Nur'dan sevgilerle...
MERVE ERDOĞAN
Son günlerde özellikle de sosyal medya da fotoğrafçılar almış başını gidiyor; eline makineyi alan ben fotoğrafçıyım mı diyor nedir durum anlayamadım gitti.Fotoğraf çekmekten, bakmaktan ve incelemekten mutlu olan biri olarak geçen gün profilini ziyaret ettiğim bir arkadaşımdan söz etmek istiyorum.
Merve Erdoğan, kendisi kişilğiyle her zaman dikkatimi çekmeyi başarmış nadir arkadaşlarımdan biridir. Profilini ziyaret ettiğimde çektiği ve eklediği tüm fotoğraflara bakma fırsatı buldum. Her bir kareye yansıttığı o özgün tavrını, tarzını ve enerjisini görmemek mümkün değildi. Mervenin çektiği fotoğrafları gezerken o an içimden ''Ben olsam bu çalışmalarımı değerlendirirdim'' dedim ve kısa bir süre sonra baktım ki kendine ait sayfalar açmış ve bir de üstüne projeler üretmeye başlamış. Çok mutlu oldum!
Merve, fotoğraf çekerken yaşayan, bir fotoğrafı yıllar sonra dahi olsa her bakana ayrı ayrı duygularla hissettiren, fotoğrafı canlı tutan bir de üstüne ki bu benim en çok sevdiğim yanı, her kareyi fotoğraflamayan nadir fotoğrafçılardan biri olduğunu düşünüyorum. Herkes fotoğraf çekebilir, herkes yayınlayabilir, herkes bu işin içine dahil olabilir fakat mervenin bunlardan farkı; Merve, çok görüyor, az çekiyor, net yansıtıyor.
Önümüzdeki aylarda yeni bir projelere imza atmaya hazırlanan Merve, aynı zaman da Psikolokum okuyucuları içinde harika bir proje düzenledi.
Siz de bu özel insanla iletişim kurmak, fotoğraf çekmek, fotoğraf çekilmek veya projelerine dahil olmak istiyorsanız; iletişim için:
http://www.merverdogan.com/
https://www.facebook.com/merveerdoganp?ref=ts&fref=ts
Elif DURUK
TABİATTAN GELEN MUCİZE
Unutmayın bunlar ufak bilgiler, sağlık sorunlarınız için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
AYVA YAPRAĞI
Latince Adı: Cydonia oblonga Miller
Familyası: Rosaceae
Tanımı: 5-6 metre yüksekliğinde, Mayıs-Haziran aylarında beyaz ve pembe çiçekler açan bir meyve ağacıdır. Yaprakları kurutularak kullanılır.
Yetiştiği Yer: Bütün Anadolu’da özellikle batı bölgelerinde daha fazla olmak üzere yetiştirilir.
Kullanımı: Ayva çiçeği kaynatılıp içildiğinde annelerin sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir. Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır. Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi ya da yapraklarının kaynatılıp suyu ile gargara yapılabilir. Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştirir ve uykusuzluğa iyi gelir. Bel gevşekliğinde, ateşte pişirilip yenir. Kalp çarpıntısında, çiçekleri kaynatılıp suyu içilir. Basurda, yaprakları kaynatılıp içilir. Ayva yaprakları kaynatılıp banyo yapılırsa, sinirleri teskin eder. Suda pişirilip yenir ve suyu içilirse ses kısıklığına iyi gelir. Bağırsak gazını ve ağız kokusunu gidermede etkendir. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirici özelliktedir ve incebağırsak iltihabını giderir.
Psk. Feza OKTAY
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























